Bingöl Haber ve Tanıtım Portalı

Bingöl Haber ve Tanıtım Portalı Bingöl Haber ve Tanıtım Portalı


Abdurrahman Ensari
Abdurrahman Ensari


Geleceği birlikte inşa etmek zorundayız
11/11/2017, 21:28


Bilinen ilk isyan Şeytan ile başlamıştır. Şeytan Allah’a isyan ederek tarafını seçti ve asilerden oldu. Şeytan aynı zamanda, ilk ırkçılık yapandır. ‘’Ben ateşten, Adem ise topraktan yaratılmıştır’’ diyerek kendini üstün görmüş, Hz. Adem’i de küçümsemiştir. Hz. Adem’in çocukları Habil ve Kabil arasındaki mücadelede, Kabil’in haksız yere kardeşi Habil’i öldürmüştür. Böylece Hak-Batıl, İyilik-Kötülük mücadelesi onlarla başlamıştır.

İnsanlık tarihi boyunca şirk, kötülük ve zulümlerle anılan Firavun, Nemrut, Ebu Cehil, Ebu Leheb vb. kişiler olduğu gibi, bu kötülere karşı Tevhid, Adalet ve iyilik mücadelesini veren Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Muhammed, Hz. Hüseyin gibi örnek ve güzide şahsiyetler ve onların izinden gitmeye çalışanlar da var olagelmişlerdir.

İnsanlık tarihi ile başlayan Tevhid-Şirk, Adalet-Zulüm, İyilik-Kötülük mücadelesi, dün olduğu gibi bugün de devam etmekte ve kıyamete kadar da devam edecektir.

Osmanlı’nın dağılmasından sonra İslam ülkeleri uzun süre herhangi bir varlık gösteremediler. Osmanlı Devleti’nin 20.yüzyılın başlarında yıkılması ile birlikte Küresel-Emperyalist güçler ve aktörler, İslam dünyasını paramparça ettiler. Etkileri bugün de devam eden nifak tohumları ektiler. Zira kötülerin ilk icraatı nifaktır. Yüzyıllarca kardeşçe yaşayan halkların arasına ekilen nifak tohumları ile kardeşler birbirine düşman hale getirildi. Böl-Parçala-Yut ilkesinden hareketle, onlarca küçük devletçikler kurdurdular. Halkı Müslüman olan bu devletlerin başına zalim ve acımasız kişileri getirdiler. 20.yüzyılın başlarından günümüze kadar devam eden süreçte; savaşlarda milyonlarca insan öldü. Birçok ülke yıkıldı. Yeni ülkeler kuruldu. Amerika’nın gayri meşru çocuğu israil, Filistinlilerin toprağını işgal edip oraya yerleşti. İkinci dünya savaşından sonra, Avrupa’da milyonlarca insan katledildi, Avrupa’nın sınırları yeniden çizildi. 1990’lardan sonra Sovyetler Birliği dağıtıldı ve bir çok ülke bağımsızlığını ilan etti.

İran-Irak Savaşı, Körfez savaşı, Amerika’nın Irak’ı işgali, Türkiye’nin ablukaya alınmak istenmesi, Suriye’nin parçalanmak istenmesi… Tüm bu yaşanan ve yaşanacak gelişmeler, Emperyalist devletlerin, kendi çıkarlarına göre, özellikle Ortadoğu’yu biçimlendirme ve sınırları yeniden belirleme stratejilerinin bir parçasıdır.

Yeni stratejiler uygulayan küresel güçler, sömürmek istedikleri ülkeleri kendileri direkt işgal etmiyorlar. Çünkü bu yöntem Vietnam ve Afganistan başta olmak üzere birçok yerde iflas etti. Bir ülkeyi güçsüz hale getirerek etkisiz hale getirmek veya parçalamak isteyince, önce o ülkede nifak tohumları ekiyorlar, farklılıkları ajite ederek insanları birbirine düşman hale getiriyorlar. Sonra bu farklı gruplar arasında savaş çıkartıp hem onlara hem silah satıp para kazanıyorlar, hem de onların gücünü tüketiyorlar. O ülkede yaşayan gruplar birbirleriyle savaşırken, emperyalistler de ülkenin tüm kaynaklarını sömürmeye başlıyor. Irak da olduğu gibi. Sudan iç karışıklıklardan dolayı ikiye bölündü. Yemen de bölünmek üzere. Irak resmi olmasa bile fiili olarak üçe bölündü. Suriye bölündü bölünecek.

Bütün bu gelişmeler içerisinde, Türkiye nasıl bir yol çizecek veya çizmeli? Stratejik konumu, sahip olduğu imkan ve kaynaklarla, emperyalist güçlerin hedefi konumunda. Özellikle Merhum Erbakan Hoca ile başlayan D-8 Ülkeleri projesi, Dönemin Başbakanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ‘’dünya beşten büyüktür’’ söylemi, ‘’one minute’’ resti vb. gibi küresel istikbara karşı dik duruşlar; dünyada ekonomik kriz yaşandığı bir dönemde ekonominin büyümesi , çözüm sürecinin konuşulması ve silahların susması, kanal İstanbul, üçüncü havalimanı gibi büyük projeler bu emperyal güçleri rahatsız etti. Türkiye ile ilgili hesapların ve stratejilerin yeniden gözden geçirilmesine sebep oldu.

Ak partiyi kapatmak istediler başaramadılar. İsrail üzerinden yola getirmek istediler olmadı. Gezi de şanslarını denediler tutmadı. Paralel ihanet şebekeleri ile şanslarını denemek istediler başaramadılar. Orduyu gaza getirmek istediler olmadı. Rusya ile savaşa sokmak istediler olmadı. Asker, Suriye’ye girsin dediler gaza getiremediler.

Bunları başaramayınca, terör örgütleri üzerinden, ülkenin iç huzurunu bozmak, istikrarsızlığı tırmandırmak, kaos ve şiddet ortamını yeniden geri getirmek, hükümete diz çöktürerek her istediklerini yaptırmak istemektedirler.

Kötüler, öldürmek, yakmak, yıkmak, korkutmak, kan ve gözyaşı dökmek için bir araya gelirken iyiler veya iyi bildiklerimiz niçin yaşatmak, yapmak, iyiliği ve güzelliği paylaşmak için bir araya gelemezler? Uçağı kaçırmak veya düşürmek için eylem yapan teröristi etkisiz hale getirmek için, yolcuların aynı uçağın içinde bulunmak gibi tek bir ortak paydasının olması birlikte hareket etmeleri için yeterli değil midir?

Öncelikle Yeni sivil ve özgür bir anayasa yapılmalıdır: Adalet ve özgürlük temelinde demokratik ve sivil bir anayasa. İç barışın ve huzurun tesisi için tüm kesimlerle görüşülmelidir. Farklı toplum kesimlerinin birbirlerine karşı önyargıları giderilmelidir. Özgürlükler en geniş anlamda sağlanmalıdır. Şiddet ve hakaret olmadıktan sonra her türlü düşünce tartışılmalıdır. Anadilde eğitim kolaylaştırılmalıdır. İnanç, ibadet ve kıyafete yönelik tüm engellemeler tamamen kaldırılmalıdır. Farklı toplum kesimleri arasındaki gelir adaletsizliği giderilmeli, yeni istihdam alanları açılmalıdır.

Şartlar nasıl olursa olsun, çocuklarımıza huzurlu ve güvenli bir gelecek bırakmak istiyorsak, siyasi görüşü, ideolojisi, partisi, derneği ne olursa olsun, bu ülkede yaşayan tüm insanlar, aklı selimle hareket ederek geleceğimizi birlikte inşa etmek zorundayız. Birbirimizle uğraşırsak yok oluruz, Ama birlikte hareket edersek tok oluruz, güçlü oluruz, mutlu oluruz, güvende oluruz.

Tarihte sayıca az olan birçok topluluğun sayıca çok olan birçok topluluğu mağlup ettiğini unutmayalım. Onları planları tuzakları varsa, Allahın da bir hesabı vardır.

Unutmayalım.




İlgili Konular » köy korucuları | Jandarma | Abdurrahman Ensari |