Bingöl Haber ve Tanıtım Portalı

Bingöl Haber ve Tanıtım Portalı Bingöl Haber ve Tanıtım Portalı


Mehmet Güner
Mehmet Güner


Öz gidince beden intihar eder
25/12/2017, 15:49


Toplumları bir çatıya benzetirsek bu çatıyı ayakta tutan direklerden de söz etmemiz gerekecek. Bu çatının yerinden oynaması, ya da ayakta kalma süresi o direklerin sağlamlığına ve dayanıklılığına bağlıdır. Bizim toplumumuzun en önemli direklerinden biri dindir. Afetlere, felaketlere, yağmalara, savaşlara, katliamlara ve her türlü olumsuz duruma karşı dayandığımız ve teselli bulduğumuz merci dindir. Bilindiği gibi ülkemizin batısından doğusuna doğru gelindikçe dindarlaşma daha da artmakta. İzmir’den Van’a doğru yola çıkan bir kişi, ilerledikçe insanların daha da dindarlaştığını görecektir. Batı, çağdaşlaşma, sekülerleşme adına biraz daha dinden soyutlanmış; ancak doğu ise bu anlamda kendini muhafaza etmeyi başarmış. Son yıllarda gelişen bazı olaylar, özellikle artan intihar vakaları, doğudaki toplumun da önemli direklerinden birinin sarsıldığı sinyalini veriyor. Hayat standartları daha yüksek olan batıda dinden uzaklaşmalar olduğu zaman insanlar geçici mutluluğu başka noktalarda arayıp buluyor. Lakin hayat standartları çok düşük olan doğuda ise dinden uzaklaşmalar yaşandığı zaman çaresizlikler, umutsuzluklar ve ardından feci vakalar meydana geliyor.

Son yıllarda Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşanan intihar vakaları hepimizin malumudur. Bu iki bölgede meydana gelen intihar vakaları diğer bölgelerin ortalamalarının çok çok üstünde. Doğu Anadolu’da Ağrı’dan sonra intihar olaylarının en çok yaşandığı il Bingöl. Bingöl’de son yirmi yıldır neredeyse her yıl en az 15 intihar vakası yaşanıyor. İntihar edenlerin çoğunluğunu henüz 25 yaşına bile basmamış gencecik çocuklar oluşturuyor. Bingöl’ün ilçeleri içinde en çok intiharın yaşandığı ilçe ise Genç’tir. Özellikle koruculuk sisteminin bulunduğu, herkesin elinde silahla gezdiği köylerde intihar olayları daha yaygın bir şekilde görülüyor. Koruculuk sisteminin bulunduğu köylerin hemen hemen tamamında silahlı intihar vakası gerçekleşmiştir. Yaygın tabirle, bunalıma giren birey çok rahat bir şekilde silaha ulaşabiliyor. Bu da onunu intiharını kolaylaştırıyor. İlçe merkezinde de, silahlı olmasa da, neredeyse yılda on intihar vakası meydana geliyor. Son iki ay içinde bile il genelinde yaklaşık 5 intihar vakası yaşandı. İntihar edenlerin tamamı 25 yaş altı. İki ay önce Bingöl’de Kültür Mahallesi’nde meydana gelen bir olayda hayatına kıyan kişi henüz 12 yaşında bir kız çocuğuydu. Bu yaştaki bir insanın intiharı düşünmesi bile insanın kanını dondurmaya yetiyor.

İntihar olaylarının pek çok nedeni var. Bu nedenlerin her biri kendi başına bir tez, bir araştırma konusu olabilecek büyüklüktedir. Fakat ben, yazının başında da belirttiğim gibi, en büyük neden olarak, dinden uzaklaşmayı, dine yabancılaşmayı görüyorum. Hatta tüm nedenleri bunun çatısı altında toplamayı uygun görüyorum. Şöyle ki, biri çıkıp da yoksulluğu bir neden olarak gösterebilir. Bir başkası da çıkıp eğitimsizliği neden olarak gösterebilir. Bir diğeri çıkıp yıllarca bölgede uygulana gelen devlet politikalarını sebep olarak gösterebilir. Başka biri de çıkıp hayat şartlarını, artan pahallılığı, değişen dünyayı, magazinleşen medyayı, hayatın her alanına giren interneti vs. gösterebilir. Fakat ben tüm bunların olabileceğini kabul etmekle beraber, bunları sadece alt kategoriler olarak görüyorum. Asıl neden bana göre özden uzaklaşmakta yatıyor. Burada akla şöyle bir soru gelebilir. “On iki yaşındaki bir kız çocuğu dinden ne anlar ki, uzaklaşma yaşasın?”. Burada sorunun temeline inildiği zaman bu çocuğun bu durumdan nasıl etkilendiği de ortaya çıkacaktır. Şöyle ki, dininin gereklerini yeterli bir şekilde yerine getirmiş bir anne ve baba evladına daha kutsal bir sevgiyle yaklaşır. Öncellikle onu Allah rızası için sever. Sonra da ona, onun yer yüzünün halifesi olduğunu hatırlatır. Onun, ne kadar değerli bir varlık olduğunu, hem kendileri hem de Allah katında onun nasıl bir varlık olduğunu ona hissettirir. İntihar vakalarının yüzde 70’inde insanların kendilerini değersiz hissettikleri için, kendilerine kıydığını düşündüğümüz vakit, yukarıda söylediklerim daha iyi anlaşılır. Anne-babasından ilgi görmeyen, sevilmediğini düşünen, bu dünyada bir fazlalık olduğu hissine kapılan çocukların intihara daha meyilli olduğu düşünüldüğünde dinin etkisini daha iyi anlaşmış oluruz.

Genç’te yaşayan insanların yüzde 99’u kendini iyi bir Müslüman olarak tanımlar. İslam dini derki, birbirinize, Müslüman kardeşinize ‘seni seviyorum’ deyin. Bu yüzde 99’dan kaçı, Müslüman kardeşi bir kenara koyun; kendi öz çocuğuna, kan kardeşine, ağabeyine, babasına, annesine, kız kardeşine ‘seni seviyorum’ diyebiliyor? Kaçımız, akşam eve gittiği zaman ergen yaşa gelmiş çocuğuyla Müslüman bir babanın davranması gerektiği gibi davranabiliyor? Kaçımız, ergen yaşa gelmiş genç kızımızı karşımıza alıp onunla bir arkadaş gibi konuşabiliyor? Kaçımız onu karşımıza alıp, güler bir yüzle onun dertlerini dinleyebiliyoruz? Kaçımız, çocuğumuzun okuldaki öğretmenini tanıyoruz? Kaçımız, çocuğumuzun arkadaşlarını biliyor, onları takip ediyoruz? Kaçımız, yavrumuzun davranışlarını takip edip onun gizli bir sorunu olup olmadığını araştırıyoruz? Kaçımız, hata yapmış bir çocuğumuza tokat vurmadan, bağırıp çağırmadan onunla o hatası hakkında konuşabiliyoruz? Kaçımız, yavrularımızı karşımıza alıp “bak yavrum hayat…” diye başlayan cümleler kurabiliyoruz?

İntiharların arttığı bir gerçek. Nedenlerinin çok çeşitli olduğu da bir gerçek. Fakat bizim bazı şeyleri unuttuğumuz, özümüzü kaybettiğimiz acı bir gerçek.

NOT: Bu yazı 22 Şubat 2011 tarihinde Genç Gazetesi'nde yayınlanmıştır